Dolar
45,3393
Euro
53,3119
© 2026 Kars Haber: Serhat Tv | Kars haberleri | Kars Son Dakika Haberler
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Hatimoğlulları: Hiçbir acı yarıştırılmaz, acılar sadece anlaşılmak ister

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kars’ta DEM Parti Kars Kadın Meclisinin düzenlediği farklı halktan ve inançtan kadınlarla bir araya geldi.

Yayınlanma
9 Dk Okuma Süresi

DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, DEM Parti Kars İl Eşbaşkanı Arzu Savaş Derman ve Kars’taki bazı siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri ve kadınların katıldığı Barış ve Demokrasi İçin Kadın Buluşmasında, eşit ve özgür yaşam için demokratik toplumun inşasında kadının rolü konuşuldu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın konuşmasının ardından programın basına kapalı bölümde, kadınların yaşadıkları sorun ve talepler dile getirildi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptığı konuşmada, bütün mücadelelerinin savaşı durdurmak ve anaların gözyaşlarının korumasını sağlamak olduğunu söyledi. Bunu mutlaka başaracaklarını da belirten Hatimoğulları, “Acılar sadece anlaşılmak ister. Ve biz bir Türk annenin, bir Arap annenin, bir Kürt annenin acısını asla yarıştırmamalıyız.” Dedi.

Barışı bir iğne oyası gibi ilmek ilmek küçük küçük ve büyük bir sabırla işleyeceklerine de dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Farklılıklarla bir arada yaşamayı bilenler barış çağrısının ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdir. Bugün Kars'ta halklar kardeşlik köprüsünü çoktan kurmuş. İhtiyacımız olan bölgede, Türkiye'de ve Orta Doğu coğrafyasında savaşlarla kanayan bir coğrafya var. Her gün kan alıyor. Filistin kan alıyor. Lübnan, Irak, İran, Afganistan,Türkiye savaş ve çatışmalardan kan ağlayan bir coğrafya ve emperyalist güçler bizleri çatıştırarak kendi toplumumuzu, farklı halkları ve inançları birbiriyle çatıştırarak ne yazık ki kendi sömürgeci anlayışlarını burada bu şekilde sürdürüyorlar.

Oysa bizlerin, gerçekleştirmiş olduğu barış ve demokratik toplum çağrısını büyütmek istememizin en büyük sebebi Türkiye'de barışı inşa etmek, savaşı ve çatışmayı bitirmek, aynı zamanda Ortadoğu halkları arasında da barış ve kardeşlik köprüsünü asla yıkılmayacak bir şekilde yeniden ve yeniden güçlendirmektir.

Bugün Kars'ta farklı halkların bir arada yaşıyor

Bugün Kars'ta farklı halkların bir arada yaşadığını ifade ettik. Kürt, Türk, Ermeni, Türkmen, Arap, Rus, Terekeme, yerli, Çerkez, Acem, Sünni, Alevi ve Hristiyanlar, burada bir ayrım yapmadan yaşıyor insanlar. Birbirinden alışveriş yapıyor, birbirinin evine ziyarete gidiyor. Kadınlar bir arada gün yapıyor belki de değil mi? Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

İşte bizim özlediğimiz bu fotoğrafı bütün ülkeye, dünyaya be bölgeye yaymak istiyoruz. Savaş ve çatışmalardan en fazla biz kadınlar mağdur ve muzdaripiz. İşte Türkiye'de 50 yıl aşkındır devam eden savaş ve çatışmaları bitirmek istememizin en büyük sebebi biz kadınlar çektiğimiz acıların artık son bulmasını istiyoruz. Akan kanın durmasını istiyoruz. Hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Bakın bizim açımızdan barış, son derece önemli ve kıymetli. Bizim için bir gerilla annesi ile bir asker annesinin acısı aynıdır. Anaların gözünden akan yaş, yüreğin o derin, en derine saplanmış olan hançerin verdiği acı, o ölüm acısı bizim açımızdan aynıdır. Artık bu kayıplar bitsin istiyoruz.Ve bütün mücadelemiz savaşı durdurmak anaların göz yaşının korumasını sağlamaktır. Ve değerli arkadaşlar, bizler bunu mutlaka başaracağız. Hiçbir acı yarıştırılmaz. Acılar sadece anlaşılmak ister. Ve biz bir Türk annenin, bir Arap annenin, bir Kürt annenin acısını asla yarıştırmamalıyız. Bu acıları anlamalıyız ve bu acıları anlayarak çözümler üretmeliyiz. Bakın savaşın en büyük mağdurları çocuklarını yetiren analar, kadınlar, aynı zamanda göç yolunu tutmak zorunda kalan yine kadınlar ve çocuklar. Bakın göç o kadar acı bir şey ki sadece yaşadığınız, doğup büyüdüğünüz anılarınızı, sevdalarınızı, acılarınızı, sevgilerinizi yaşadığınız topraktan kopmuyorsunuz sadece. O göç yolunda yaşanılan sistematik tacizler, tecavüzler ve o insan ticareti yapanların Akdeniz'in ortasında o botları patlatarak, o kadınların ve çocukları adeta öldüren o cinayet işleyen anlayıştır. Bakın göç yolunu tutan kadınlardan bir kısmı gerçekten Akdeniz'in o derin sularında suları onlara mezar oldu. Böyle acılar yaşıyoruz bizler.

Türkiye son derece yoksul bir ülke

Ve yine Yoksulluk. Bakın, Türkiye son derece yoksul bir ülke. Savaş ve çatışmalarla özellikle ülkenin doğusu, Kürt halkının yoğun yaşadığı bölge daha fazla aç ve yoksul bırakıldı. Kars daha yoksul, Amed, Hakkari Batman daha yoksul. Kadınlarsa yoksulun en yoksulu.

Ve savaşın en büyük bedelini biz kadınlar ödüyoruz derken, savaş ekonomisinin de ağır bedelini biz kadınlar diyoruz. Bakın, bugün Türkiye'de çok derin bir ekonomik kriz var. Ama insanlar ekonomik kriz var diyemiyor. Ben ekmeğimin peşinde koşmak istiyorum. Çocuklarıma sıcak bir ekmek götürmek istiyorum dediğinizde, anında bir terörist yaftasıyla karşılaşıyorsunuz. Bugün Türkiye'de emek hareketinin örgütlenmesi bile Kürt sorunu üzerinden sistem tarafından engellenmeye çalışıldı. Ve Öcalan bu çağrıyı gerçekleştirirken, yani barış ve demokratik toplum çağrısını gerçekleştirirken tam da burada bir anahtar görevi göreceğini düşündüğü için bunu gerçekleştirdi. Bir yandan Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümü, öte yandan Türkiye'de terör paranteziyle üstü örtülen kadın hakları, işçinin, emekçinin hakkı, yoksulun hakkı, emekli kardeşlerimizin, abilerimizin, amcalarımızın, teyzelerimizin hakkı savunulsun istiyor. Ve bunun önü açılsın istiyor. Dolayısıyla bizler savaşa karşı çıkarken aynı zamanda yoksulluğa karşı çıktığımızı da belirtmeliyiz. Savaş ekonomisine hayır dediğimizi belirtmeliyiz. Savaşa, topa, tanka, mermiye, özel harp politikalarına bütçe değil, ekmeğe bütçe, işe bütçe, aşa bütçe, ücretlere bütçe diyoruz ve kadınlara ayrıca bütçe diyoruz.

Savaşları biz o kadar ağır yaşıyoruz ki bu bölgede. Ezidi kadınlar, Suriye'de Arap-Alevi kadınlar 21. yüzyılda biliyor musunuz kaçırıldılar. Erkeklere satıldılar köle pazarlarında. Ne zaman? Yeni 21. yüzyılda. Biz kadınların pazarlarda satıldığını, internet üzerinden satıldığına tanıklık ettik. Ve bu çağda tanıklık ettik. Bu yüzyılda tanıklık ettik. Bu çok kara bir tablo. Çok utanç verici bir tablodur.

Biz barışı tıpkı bir iğne oyası gibi ilmek ilmek, küçük küçük ve büyük bir sabırla işleyeceğiz

Ve elbette bütün kayıplarına rağmen, acılarına rağmen, çocuklarını kaybetmiş olmalarına rağmen barıştan asla vazgeçmeyen beyaz tülbentli barış annelerine de buradan selam ve sevgilerimizi iletiyorum. Barış anneleri iki gündür Ankara’da parlamentodan bütün siyasi partilerle görüşme yaptılar. Hem Cumhur İttifakı'yla hem diğer muhalif partilerle, bütün siyasi partilerle görüşme yaptı. Barış talep etti annelerimiz. İki gündür Ankara'dalar. Ve siyasi parti liderlerine kenarı iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbentler hediye ettiler.

Bakın iğne oyası çok anlamlı bir iştir. Biz iğne oyası kendi memleketimizde meslek olarak yaparız. Ben de çok işledim iğne oyası. İğne oyası büyük bir sabır ister. İlmek ilmek dokunur. İğneyi kenara bıraktığımda o iş asla bitmez. Çok büyük bir emek. El emeği göz nurudur. Ve zaman ayıracaksınız. Sabırlı olacaksınız iğne oyası işlerken. Ben işlerken bazen sıkılırdım. Ne zaman bitecek bu iğne oyası derdim. Ne zaman bitecek bu tülbendin kenarları derdim. Ama istediğiniz kadar sıkılın. O işi elinize almadığınız, o emeği vermediğiniz sürece o tülbendin etrafını işlediğiniz o iğne oyası asla bitmez. O iş bitmez. Bakın barış da öyle bir şey.

Biz barışı tıpkı bir iğne oyası gibi ilmek ilmek, küçük küçük ve büyük bir sabırla işleyeceğiz. Annelerim bugün iğne oyalı tülbentleri siyasi liderlere hediye ederken de anlamı buydu. Bu amaçla bunu yaptılar. Bu amaçla bunu seçtiler. Ve biz kadınlar hayatın her alanında her şeyi yeniden yapılandırırken ince ince işlemiyor muyuz? Bir oya gibi işliyoruz, bir oya gibi emek veriyoruz. İşte barışı da bu oya inceliğiyle, iğne oyası inceliğiyle, sağlamlığıyla, sabrıyla, göz nuru, el emeğiyle, asla ara vermeden, üzerine gide gide işledikçe biz bu topraklarda barışı bir iğne oyası nakşedeceğimize yürekten inanıyorum. Ve ben buradan bir kez daha onurlu barış annelerimize ve barışı isteyen bütün kadınlara buradan selam ve sevgilerimizi iletiyorum.”

Senin de fikrin var mı?

İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.