Kars…
Eksi 30’ları, eksi 40’ları gören bir şehir.
Sert iklimiyle bilinir ama asıl sert olan yaşam koşullarıdır.
Bu şehirde soğuğa alışılır.
Karla mücadele edilir.
Ama sağlıkta ihmale alışılmaz.
Kars’ta bugün iki hastane var. Kâğıt üzerinde “var”.
Ama içi boş.
Doktor sayısı yetersiz, branşlar eksik, cihaz var ama insan yok.
Sonuç ne oluyor?
İnsanlar Erzurum yollarında ölüyor.
Bir kalp krizi, bir beyin kanaması, bir acil ameliyat…
Dakikaların önemli olduğu anlarda, Karslıya söylenen cümle hep aynı:
“Erzurum’a sevk.”
Peki Erzurum’da ne var?
12–13 hastane.
Bazı branşlarda doktor fazlalığı.
Yoğunlaşmış sağlık yatırımı.
Kars’ta ise bir MR cihazı alındı diye protokol açılışı yapılıyor.
Vali, milletvekili, müdürler, kurdeleler, flaşlar…
Sormak gerekiyor:
Bir şehirde MR açılışı yapmak başarı mı, yoksa çaresizliğin fotoğrafı mı?
MR cihazı elbette önemlidir.
Ama onu çalıştıracak radyolog yoksa,
Sonucu yorumlayacak uzman yoksa,
O MR metal yığınından ibarettir.
Kars’ın sorunu bina değil.
Kars’ın sorunu cihaz değil.
Kars’ın sorunu insan kaynağıdır.
Doktor neden gelmiyor?
Gelen neden kalmıyor?
Bu şehir neden sürekli “geçici görev yeri” olarak görülüyor?
Eksi 40’ta yaşayan bu insanlar
Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı değil mi?
Aynı vergiyi ödemiyor mu?
Aynı sağlık hizmetini hak etmiyor mu?
Kars’ta bir hastanın Erzurum’a gitmesi bir tercih değil, mecburiyettir.
Ve bu mecburiyet bazen ölümle sonuçlanmaktadır.
Artık şunu net söylemek gerekiyor:
Kars’ın sorunu coğrafya değil, ihmaldir.
Bu şehir sadaka istemiyor.
Lütuf istemiyor.
Sadece eşit sağlık hakkı istiyor.
Kurdele kesmek değil,
Doktor tutmak istiyoruz.
Açılış fotoğrafları değil,
Yaşayan insanlar istiyoruz.

İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.