Antalya'nın 36 yıllık betonlaşması

Son yıllarda aldığı göçle nüfusu gelişen Antalya'daki betonlaşma hızı, 1984 ve 2020 yılları aralarında çekilen uydu fotoğraflarıyla belgelendi.

Antalya'nın 36 yıllık betonlaşması
14 Ocak 2022 - 20:59

Son yıllarda aldığı göçle nüfusu gelişen Antalya'daki betonlaşma hızı, 1984 ve 2020 yılları aralarında çekilen uydu fotoğraflarıyla belgelendi. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Özçelik, “Biz şehirleşmedik, betonlaştık" dedi.

Antalya'nın 36 yıllık betonlaşması

Tarım ve turizmdeki iş ihtiyacı çoğalan Antalya'nın nüfusu, son yıllarda aldığı göçle artmaya başladı. Türkiye'nin en topluluk 5'inci kenti olan Antalya'da nüfus 2021 itibarıyla 2,5 milyonun üstüne çıktı. Çoğalan nüfusa ast olarak betonlaşma da sürat kazandı. Süratli betonlaşmayla birlikte büyük kasaba merkezindeki özel ve kamusal yeşil alan sayısı azaldı. Kentin son 36 yılda yaşadığı başkalaşım ise uydu fotoğraflarıyla yapılan 'time lapse video' ile belgelendi. 1984 yılında çekilen uydu fotoğraflarında kentin yeşil olduğu, yıllar geçtikçe rengin griye döndüğü görülüyor.

Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Özçelik, yapılan imar planları ve büyük kasaba planlarının şehirleşmeye değil, betonlaşmaya içten götürdüğünü söyledi. Doç. Dr. Özçelik, DHA'ya “Etrafımıza baktığımız süre oturduğumuz konut, çalıştığımız yerler için şunu söyleyebiliriz; Biz şehirleşmedik, betonlaştık. Gelişmiş ülkelerin şehirleşmesi ile ülkemizdeki şehirleşme aralarında büyük ayrım var. Tarih olarak çok geçmişe dayalı bir yerleşime sahip olduğumuz için şehirleşmek fazla kolay yok ama yeni şehirleşmeye açılan bölgelerde bunu başarabilirdik" dedi.

antalya-nin-36-yillik-betonlasmasi-968128-1.

Henüz geç kalınmadığını söyleyen Doç. Dr. Özçelik, “Şehirleşme dediğimiz süre aynı ev sayısına sahip olup daha yeşil alanlar üretebiliriz. Bunların dünyada örnekleri fazlasıyla var. Yaşadığımız bölgelerde daha yeşil bir yaşam sürebiliriz. Bundan Böyle çoğu bölgede planlar tamamlandı ve betonlaşma söz konusu oldu. Ülkemizde bir kentsel mutasyon fırsatı yaratıldı. Oysa bu dönüşüm sürecinde biz yapı dönüşümleriyle çok meşgul olduk. Kentsel değişim ile meşgul olamadık. Eski bina yıkıldı yerine yenisi yapıldı. Hala yollar sıcacık, hala yeşil alanı olmayan caddeler var. Şehirsel dönüşümde bir bölgenin tamamıyla ele alınması gerekir" diye konuştu.

"HAYAT KALİTEMİZİ NEGATİF ETKİLİYOR"

Şehirleşmenin yaşama engel olmadığını gösteren Doç. Dr. Özçelik, “Alanya gibi bir yerde dağın yamacından başlayarak denize doğru açılan yollarımız olsaydı, millet caddede yürürken karşıda deniz mavisiyle yürüyebilirdi. Bunun dünyada örnekleri var. Maalesef şu an baktığınız süre betonlaşmadan nedeniyle 150 metre ilerinizi dahi göremiyorsunuz. Şehirleşme bizim yaşamımıza engel değil, betonlaşma yaşam kalitemizi önemli anlamda negatif etkileyen bir unsur" dedi.

Kentte geçmiş 50 yılın birikiminin görüldüğünü gösteren Antalya Şehir Konseyi Başkanı Semanur Kurt, “1970'li yıllarda 100 binlerle bilinen büyük kasaba nüfusu bugün 2,5 milyonu aşmış durumda. Büyük Kasaba planlamaları bir nüfus projeksiyonuna kadar yapılmakta. Geçmişten bugüne değin şehrin nereleri yerleşim alanı olacak, nereleri korunacak, nereler tarım ve ticari alanlar olacak, gibi tanımlamalar getirilseydi bu kadar çarpık kentleşme olmayabilirdi. Geçmiş 50 yılın birikimini görüyoruz. Bu hızlı nüfus artışıyla birlikte kontrolden çıkmış bir yapılaşma görüyoruz. Bu da kentte altyapı ve üstyapı sorunlarını gündeme getiriyor. Bu durum bununla birlikte sosyolojik ve toplumsal sorunları da beraberinde getirmekte" diye konuştu.

Geçmişten bugüne değin belediye meclislerinin gündemlerinde her zaman plan tadilatları olduğunu bildiren Kurt, “Tanıdık 30-40 takvim bir binaya baktığınızda işlem içerisinde değişimleri üstünde gözlemleyebiliriz. Bu hızlı kentleşme yeşil alanları baskı altına almaya başladı. Lokal yönetimlerin yeşil alanlara sahip çıkması gerekiyor. Andızlı Mezarlığı'nı zeka söyleyesim geliyor. Gelecekte bu kadar yoğunlaştırma içerisinde Andızlı Mezarlığı bile kaldırılma kaygısını insanlarda oluşturmakta" diye konuştu.

Şehir merkezinde kalan son yeşil alanlar olan Vakıf Zeytinliği, narenciye gibi alanların millet namına korunması gerektiğini bildiren İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, bu alanların Antalyalıların tasarrufunda olması gerektiğini söyledi. Balcı, “Keza biz keza öteki meslek odaları bu alanların ranta kurban edilmemesi adına uğraş edecektir. Kentsel dönüşüm bizim kanayan yaramız fiilen. Özellikle şu lahza uygulanmakta olan parsel bazındaki kentsel mutasyon projeleri, şehirsel dönüşüm kanununun ruhuna aykırıdır. Kentsel değişim adı aşağıda binalarımızı yenilerken çoğu sorunun da ortaya çıkmasına neden olmaktır. Parsel bazındaki şehirsel dönüşümün bir lahza önce durdurulup mahalle veya bölgeler bazında düşünülmesi ve projelendirmesi gerekiyor" dedi.

derhal yapılan şehirsel dönüşüm projelerinin hepsini yanlış bulduklarını söyleyen Balcı, “Şu lahza şehirsel dönüşüm adı altında yapılan projeler beraberinde ciddi nüfus yoğunluğu getirmektedir. aynı zamanda ulaşımda, otoparkta, yeşil bölge ihtiyaçlarının problemleri ve alt yapıda yaşanacak problemleri beraberinde getirmektedir. Mikro ölçekte yok makro ölçekte görmek gerekiyor" diye konuştu.

Haber Geniş bir şekilde Haberin detayları ve bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde anlık güncellenecektir. Kars Haber Yerel Kategorileri de mevcuttur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum