http://www.ekinatagrandtoprakhotel.com/

“Habertürk ekranlarında Balçiçek İlter'in sunumuyla gerçekleşen 'Karşıt Görüş' programına konuk olan yönetmen Mustafa Altıoklar… Kürtlerin mücadelesine haklı bulduğunu belirten Altıoklar: "Ben Kürt olsam bağımsızlık üzerine savaşırdım. Türkiye'nin Osmanlı'nın mirasını taşıyabilmesi için önce Kürt meselesini çözmesi gerekiyor. Kendi iç barışımız yokken başkasına sözümüz geçmeyecektir. Bu olaya bir Kürt olarak bakmak gerekiyor." dedi.
 Türk ve Kürt halklarının bir arada yaşayamayacağını, Kürtler'e tam bağımsızlık hakkı tanınması gerektiğini ifade eden ünlü yönetmen: "Özerklik bile değil, bağımsızlık diyorum. Türkler ve Kürtler önce ayrılmalı, sonra komşu olarak kaynaşmalıdır." Buyurmuş.
 
Samsunluların güzel bir deyimi vardır: saçmadan öte kurusıkı…
Şaka bir yana, bu hal beyaz Türklerin hayali haline gelmeye başladı. Çok önceleri yazdığım gibi tehlikeli olan şey, Kürt milliyetçiliği değil,  ayrımcı Türk milliyetçiliğidir. Bu davranış biçimi tuzukurulara, yaşam standardı yüksek ve hayatında doğu’yu, güneydoğu’yu ancak safariye gider gibi gittiğinde görmüş olan zevatlara özgü bir durum.
Hani, zırva da tevil olmaz, diye geçiştirilecek bir durum da değil.
Bu hızla yayılan bir hastalık. Bunun benzerlerine Avrupa’da da rastlamak mümkün. Örneğin İtalya’da Kuzey İtalya Ligi diye bir parti var. Zengin kuzeyli İtalyanların yoksul Güney’i sırtlarında bir yük olarak görerek, onların ayrılma hakkını savundukları,  güneyin ayrılmasını isteyen bir hareket. Kapitalizmin, feodalizmin tozlu, çamurlu yollarından meşakkatli bir kapitalist maceradan sonra iyi-kötü inşa edilmiş yaşam düzeyini babasının malı sanarak, yoksullara ya da “öteki” olarak tanımladıklarına yol göstermek, bu hastalıklı halin bir yansısı.
Bu ülkenin sözüm ona solcu aydınları bile, Sovyetler ülkesi kurulurken taktik olarak öne sürülen;  aslında Wilson’un prensiplerinden başka bir şey olmayan,  ulusların kaderlerini tayın hakkı söylemini Marksist bir ilke sanma aymazlığıyla, yıllarca bir yandan, bütün ülkelerin işçileri birleşin, derken bir yandan da ayrılma hakkını öne çıkarıp durdular. Uygulamada Marksistler bu ilkeyi, “ezilen ulus sosyalistleri birlikteliği savundukları sürece…” diye açıkça vurgulamışlardır ve Sovyetler birliğinin kuruluşunda,”ayrılma hakkı” değil, birlikteliğin gereği öne çıkartılmış ve hayata geçirilmiştir.
Bir birlik içinde, Allahın günü, “ayrılırım ha” diye gözdağı vermek;  ya da “istersen ayrılabilirsin’i sürekli diri tutmak birlikteliğe değil, ayrılığa yarar o kadar.
Şimdi top beyaz Türklerde anlaşılan. Bu anlayışın sözcüleri; kimisi, medyatik ünlünün yaptığı gibi, sözde bu halkı kutsuyormuş gibi; bir şeyler ihsan eder gibi göstererek,  kapıyı gösterirken, köşe filozofu rolüne soyunan kimileri de,  sözüm ona toplumdaki tüm kirli işlerin faturasını bir halka yıkarak,  görünürde Kürt halkının etnik değerlerini kullanarak siyaset yapanları, bunu cemaatçilik gibi,  tarikatçılık gibi, dincilik gibi kullanarak politikada rant elde etmeyi kendine kılavuz edinenlere cevap verir gibi yaparak, ilkel,    dar etnik  şartlanmışlıkları ile  sözüm ona doğruları  söyler gibi yapıp, ayrımcılık  tohumlarını ekmeyi  sürdürüyorlar. 
Evet aynen böyle. Ya ihsan buyuruyorlar, ayrılın, diye; ayrılsınlar diye. Ya da birileri gibi aşağılayarak yapıyorlar aynı işi;   sözüm ona hesap soruyorlar, “ bugüne değin ne yaptınız,” diye. Yakın geçmişte bir gazetenin temsilcisi de kendini Türklerin sözcüsü yerine koyarak bir takım sorular sormuştu:
“Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye ne vermiştir?'
Kürtlerin, Türkiye'ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur? Sosyal, bilimsel
ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır ?” türünden.
Öncelikle belirtmeliyim ki bu her iki beyaz Türk de, bu türden soruları ve akıl yürütmeleri bir Türk olarak değil,  bölücülükten yana, ayrılmadan yana olan biri olarak dile getiriyorlar.
Kendilerini Türk olarak tanımlamaları da, Türklükleri de kendi bilecekleri şey elbette.
Ancak Türkler adına konuşmak onlara düşmez.
Öncelikle bu baylar, kendilerini Türk, başkalarını bilmem ne, diye ayırarak müthiş bölücü -ayrımcı bir düşünce çizgisi izliyorlar.
Ne demek, siz Kürtler?  Siz nasıl karşınızdaki herkesi etnik kökenlerinden dolayı,
bir kaba koyup ayırabiliyor,  tek bir nitelemeyle sınıflandırabiliyorsunuz?
Bırakın, kim kendini nasıl tanımlıyorsa öyle tanımlasın.
Türklerin sözcülüğünü size kim verdi?
Toplumun her kesiminden, herkesin, her etnik kökenden insanın bulaştığı, bulaşabildiği aşağılık onca işin faturasını bir halka keserek bölücülük yapamazsınız.
Geçmişte sözüm ona Türk milliyetçiliği adına yola çıkan ve her türlü rezaletin altına imza atanları, uyuşturucu işine girenleri yok sayarak hem de.
Bu anlayış sahiplerine son sözüm şu: El Bevvap gibi, zemzem kuyusuna işeyerek meşhur olmaya çalışmayın; bu işin vebali büyüktür.

Okunma : 310


Erkan Karagöz - Yazarın Diğer Yazıları
  • SİYASET
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • MAGAZİN
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SERHAT TV BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol


Copyright © 2011-2017 Tüm hakları saklıdır. SerhatTV.Com.Tr
İletişim : 0474 223 7039 Reklam : 0541 861 38 41 E-Mail : info@serhattv.com.tr
Yazılım & Tasarım : Aladağ Bilişim