Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Türk Ocakları'nın etkinliğinde dikkat çeken sözler! Karl Marx'tan alıntı yaptı haberi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Ocakları'nın kuruluşunun 110.

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Türk Ocakları'nın etkinliğinde dikkat çeken sözler! Karl Marx'tan alıntı yaptı haberi
27 Haziran 2022 - 17:02

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Ocakları'nın kuruluşunun 110. yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları-2 Sempozyumu"nda konuştu. Kılıçdaroğlu konuşmasına, Karl Marx'ın "Filozoflar dünyayı farklı alanlara yönlendirilmiş biçimlerde yorumlamışlardır, oysa sorun onu değiştirmektedir." sözüyle başladı.

"Kesinlikle filozof olan, bilim insanı olan sizlersiniz ama bu cümleyi, geniş yorumuna atfen şunu söylemeliyim: Sizlerle birlikte biz siyasetçilerin de öncelikli görevi ülkesini ve dünyayı daha iyiye ve daha güzele dürüst değiştirmektir." diyen Kılıçdaroğlu, bir sorunun teşhisi ve nedenlerini bilmenin kayda değer olduğunu ama sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin önermelerde bulunmanın, sorunun tanı ve nedenlerini tespit etmek kadar önemli olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, günümüz İslam dünyasının sorunlarının bilinmesi ve tartışılması hatta gerçeklikle yüzleşilebilmesi gerektiğini dile getirdi.

544922f796ca9db80cbfe28eeaba2c2c

"CÜMBÜR CEMAAT İÇİN VE HER ALANDA TESİS EDİLMEMİŞ ADALETE, HAK DENİLEMEZ"

Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresi 44. ayetinde Yahudi din adamlarına hitaben, "Siz insanlara hakiki iyilik, erdem ve dindarlığı öğüt ederken, kendinizi unutuyor, bundan muaf olduğunuzu sanıyorsunuz. Böylece mi?" diye seslendiğini, ayet-i kerimenin "Aklınızı kullanmıyor musunuz?" sorusuyla sona erdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Burada hitap Yahudi din adamlarına yöneliktir ama muhatabı, bütün din adamları, tüm yönetici kadrolar, sahiden tüm insanlıktır. Ayet-i kerimeye atfen İslam'ın temel değerlerini tüm insanlığa aktarmakla görevli olanlarla, bu konuda yükümlülük üstlenenlerin de hangi gerekçeyle olursa olsun kendilerini İslam'ın temel değerlerinden azade kılma hakları yoktur. Dolayısıyla siz kıymetli ilahiyatçıların, bilim insanlarının İslam dünyasının aktüel sorunlarının çözümüne ilişkin önlemlerini, itirazlarını fazla daha yüksek sesle dile getirmesi, toplumsal barışımızın tesisi açısından bir zorunluluktur. İslam, hangi gerekçeyle olursa olsun adaletsizliğe, eşitsizliğe müsade vermez. İslam, hangi gerekçeyle olursa olsun kayırmacılığa, denetimsizliğe, otoriterliğe izin vermez. Bu bağlamda İslam, hangi sistemle yönetildiğimizle değil, nasıl yönetildiğimizle ilgilidir ve ilk elden nasıl yönetilmemiz gerektiğinin yanıtını da kendi verir. İslam açısından kriter, adaletle yönetilip yönetilmediğimizdir. İslam, tüm insanlığa hak penceresinden bakar ve hak penceresinden bakmamız gerektiğini bir durum olarak önümüze koyar. "

İslam'ın adalet kavramını yalnızca hukuk nosyonu olarak da ele almadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "İslam bizden, yaşamın her alanında ve herkes için geçerli olacak şekilde adaleti tesis etmemizi ve aralıksız kılmamızı ister. İslam'a kadar, cümbür cemaat için ve her alanda tesis edilmemiş adalete, adalet denilemez. İslam'ın öngördüğü adalette, 'ama, lakin, fakat' ile başlayan ve adaleti ve hak arayışını daraltan, erteleyen ya da ertelettiren, adaletin gücünü ve etkisini azaltan cümlelere, ve gerekçelere yer yoktur. bu nedenle bizler, İslam'ın temel değerlerini savunuyormuş gibi görünerek, zenginliği, kayırmacılığı, özgürlüğü, denetimsizliği kendisine bahşeden, gerçek bağlamından kopartılarak sunulan 'sabır ve şükür' tavsiyeleriyle de milyonlara yoksulluğu, dışlanmayı, baskıyı reva gören anlayışlara aleyhinde ödünsüz bir şekilde adaleti savunmalıyız." diye konuştu.

867a452b00eea4b9b1d5bfde02041c6b

"İSLAM, ADALETİ VE ADALETİN ÇEVRESİNDE DÖNENLERİ TESİS EDENLERDEN YANADIR"

Konfüçyüs'ün olduğuna inanılan, "Adalet, direk yıldızı gibi uygun durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner." sözüne atfen, bir ülkede hak varsa onun civarda hukukun üstünlüğü, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, can ve mal güvenliği, şeffaflık, eşitlik, kadın-erkek eşitliği, çocuğun üstün yararı, liyakat, bağımsızlık, sosyal devlet, hakça bölüşüm, emeğin üstünlüğü, kaliteli ve nitelikli eğitim, insan ve doğa haklarının olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, bir ülkede yargi yahut adaletsizliğin çevresinde nepotizm, kayırmacılık, eşitsizlik, yokluk, yolsuzluk, liyakatsizlik, denetimsizlik, kültürel ve sosyal dejenerasyon, toplumsal tedirginlik, eğri kentleşme, niteliksiz eğitim ve bağımlı yargı bulunduğunu savundu.

"Biliyor ve inanıyoruz ama İslam, adaleti ve adaletin çevresinde dönenleri tesis edenlerden yanadır." ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"İçinde bulunduğumuz bu çağda, Müslüman olmanın neyi açıklama ettiği, nasıl bir Müslüman kimliğine sahip olmamız gerektiği konusunda, aklımızı kullanarak en geniş mutabakatı sağlamalıyız. Bu mutabakatı da dıştan bir dayatmayla yok kişisel olarak kendimiz, İslam ülkelerinin içinde bulunduğu durumla, sakin bir biçimde yüzleşerek gerçekleştirebiliriz. Sadece, bireysel olarak değil ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada, etik ilke ve değerlere dayalı bir harmoni hedefiyle yol yürümeliyiz. Dünyadaki çatışma alanlarının yaklaşık yüzde 60'ını Müslüman ülkeler oluştururken ve her gün binlerce Müslüman bizzat Müslümanlar göre öldürülüyorken kafamızı kuma gömemeyiz. Ülkemiz özelinde deha kazanç dağılımı eşitsizliği gün be gün artıyorsa, buna seyirci kalamayız. Esas İslami ibadetlerini yerine getiriyor veya getiriyor görünürken, İslam'ın adalet, dürüstlük ve etik anlayışından uzaklaşanları gözden kaçırmamalıyız."

Hatip listesinde hiç bayan akademisyen ve analist görmediğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Oysa Türkiye ilahiyat birikiminde kadınlar vardır ve bugün de öyle fazla ilahiyat fakültemizde veya üniversitelerimizin öteki fakültelerinde, sempozyumun konusu dahilinde çalışma yürüten yüzlerce bayan akademisyenimiz var. Günümüz İslam Dünyası'nın meselelerini kadınlar olmadan konuşamayız, konuşmamalıyız ve kadınlar olmadan çözüm yolları da bulamayız." diyerek sözlerini tamamladı.

"İSTANBUL, İSLAM COĞRAFYASININ EN BÜYÜK KENTİ"

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da Türk Ocaklarının İBB ile bu toplantıyı neden yaptığı eleştirilerine değindi.

İstanbul'un İslam coğrafyasının en büyük kenti ve bununla birlikte İslam coğrafyasının yüzyıllardır başkenti olduğunu açıklayan İmamoğlu, "Halihazırda İslam coğrafyasında bir sorun çözümü oluşacaksa bunun ana merkezi halen İstanbul'dur. Bir rastlantı daha var. Elhamdülillah ben de Müslümanım sırası gelmişken. Bireysel olarak da katkı sunmanın keyfini yaşıyoruz." diye konuştu.

Dünya tarihinin acayip bir döneminde olunduğuna göze çarpan eden İmamoğlu, bilim ve teknolojide yaşanan mucizevi ilerlemelere bakınca değerlendirmelerin insanın zekasına ve üstün yeteneklerine dönük yapılması, hayranlık duyarak bu süreci kavramak gerektiğini belirtti.

Toplumlar, ülkeler, medeniyetler arası ilişkilere bakınca bambaşka bir tablonun ortaya çıktığını anlatan İmamoğlu, eşitsizlikler, zorbalıklar ve adaletsizlikleri, insanın iyi ve kötü yanının ne kadar kuvvetli olduğunu görmenin sarsıcı bir deneyim olduğunu kaydetti.

Konuşmasının ardındaki Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu'na Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram tarafından günün anısına armağan ibraz edildi.

Yirmi yedisi yurt dışından toplam 57 akademisyenin katılımıyla düzenlenen sempozyum, "Müslümanların Gelecek (Öngörüsü) Vizyonu" oturum başlığıyla devam ediyor.

Oturumda, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Sami Selçuk, Tunus'un eski Kültür Bakanı Mehdi Mabrouk, Fas'ın eski Kraliyet Sözcüsü Hassan Aourid, Rusya Müslümanları Dini İdaresi Birinci Başkan Yardımcısı Damir Mukhetdinov da konuşmacı olarak yer alıyor.

AA

Haber Geniş bir şekilde Haberin detayları ve bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde anlık güncellenecektir. Kars Haber Yerel Kategorileri de mevcuttur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum