İhraç edilen öğretmenler Diyarbakır'da oturma eylemi yapıyor

29 Kasım tarihinde, 46 öğretmen halk görevinden ihraç edildiler.

İhraç edilen öğretmenler Diyarbakır'da oturma eylemi yapıyor
05 Aralık 2021 - 17:14

29 Kasım tarihinde, 46 öğretmen halk görevinden ihraç edildiler. Bunların 19'u Diyarbakır'da atama yapan Eğitim-Sen üyesi öğretmenler.

Bakımlı ibareli tebligatlarla durumdan haberdar olan öğretmenler, pazartesi günü Diyarbakır Büro semtinde ihraçları protesto etmek için bir basın açıklaması yerine getirmek istedi, fakat polis, açıklamanın izinsiz olduğunu öne sürerek engel oldu.

Bunun üstüne öğretmenler, Diyarbakır Eğitim Sen 1 No'lu Şube'de iki gün sürecek bir oturma eylemi ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Son ihraçlarda adı geçen öğretmenler, geçen yıl 6 Kasım'da Diyarbakır'da gerçekleşen bir operasyon esnasında gözaltına alınmıştı. Biri hariç, o gün gözaltına alınan 29 öğretmen dört gün sonra serbest bırakılmıştı. Tutuklanan sendika yöneticisi ise, bir buçuk ay sonradan birincil duruşmada beraat etmişti.

Evlerine yapılan gece baskınıyla alınan öğretmenlerin bilgisayarlarına ve kitaplarına da el konulmuş, açılan soruşturmalar takipsizlikle sonuçlanmıştı.

İhraçlar ise bakanlık bünyesinde devam eden disiplin soruşturmasının neticesinde gerçekleşti.

Mucizevi hal döneminde 125 bin 678 halk görevlisi ihraç edilmişti. Eğitim Sen'in 2018'de yayınladığı rapora göre, bu sayı içinde 41 bin 705 eğitimci bulunuyor.

Bakanlık Disiplin Kurulu kararıyla uygulanan bu son ihraçlar, OHAL döneminden öbür olarak, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. Maddesine dayanıyor.

Olağanüstü halin sona ermesinden sonra, ulus görevinden tümdengelim işlemi, 31 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. Maddesine göre gerçekleştiriliyor.

375 sayılı KHK'nın Geçici 35.maddesi "terör örgütleri ile irtibatlı ya da iltisaklı oldukları değerlendirilen" ulus görevlilerinin tabi oldukları bakanlık onayıyla ihraç edilmesinin yolunu açıyor.

35. maddenin yürürlüğe girdiği günden itibaren kamudan binlerce kişinin ihraç edildiğini belirten öğretmenler, sendikal faaliyetler nedeniyle buna maruz kaldıklarına inanıyorlar.

Diyarbakır öğretmenler

Eşleri ve çocuklarıyla birlikte oturma eylemine başlayan eğitimciler, yaptıkları basın açıklamasında gözaltı ve açılan soruşturmalar her tarafında, kendilerine isnat edilen suçların, sendikaların izinle gerçekleştirdiği eylem ve etkinliklere yeralma olduğunu öne sürdüler.

Açıklamayı 9 yıllık hoca olan, sendikanın kadın şube sekreteri Ezgi Çelik yaptı.

Çelik, 10 Ekim Ankara Gar Katliamına aleyhinde yapılan talimat ve eylemler, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 25 Kasım, Halepçe Katliamı Anması gibi birçok eylem ve etkinliğe katılımın soruşturmaların merkezinde yer aldığını söyledi.

Çelik, ''Valiliğin izniyle yapılan, yasal, izinli eylemlerdi fakat bunlar suç olarak görüldüğü için ihraç edildik" dedi.

'İnsani görevi yerine getirmeyi ekmeğimizle oynamanın gerekçesi saydılar'

12 takvim öğretmen olan Hazar Özer Yüksek Dağ, eyleme sekiz aylık bebeğiyle katıldı. O da geçen yıl gözaltına alınanlar aralarında. Tehlikeli bir hamilelik geçirmesine rağmen dört gün gözaltında tutulmuş, her gün ambulansla hastaneye götürülmüş.

Ankara Gar katliamını protesto etmek için 12 Ekim tarihinde Diyarbakır'da yapılan bir basın açıklamasına katılması ise nezaret gerekçesi olmuş.

"Polis ifademde bana 'Bulunduğunuz ortamda yasaklı sloganlar atıldı, siz devlet memurusunuz, niçin orada bulundunuz' diye sordu. Ben de suç kişiseldir, slogan atmadım dedim. Bilgisayarımda Kürtçe müzikler bulunması da Demirtaş'ın kitabını evde bulundurmak da suç sayıldı. Suçlamalar abuk subuk sapandı, soruşturma kapandı, dava açılmadı fakat sonuçta ihraç edildik."

Hazar hoca de diğer arkadaşları gibi bu ihraçlarla "Eğitim-Sen'in örgütlü mücadelesine darbe vurmak, sendikal faaliyetleri kriminal bir hale getirmek, öteki memurlara korkutma vermek" istendiğini savunuyor.

Diyarbakır öğretmenler

Gözaltına alınan öğretmenlerden 26'sı hakkında soruşturma bakanlık bünyesinde devam etti ve bu öğretmenler bakanlık göre sözlü savunmaya Ankara'ya çağrıldı. Hazar Özer, 3 Kasım tarihinde savunmasını yapmış.

"Kendimiz ifade ettik lakin onlar da savcı ve polis gibi düşünüyordu. Tavrın aynı olduğunu görünce, sonucun böyle olması bizim için sürpriz olmadı" dedi.Yanlış bir şey yapmadıklarını, vicdanen sıcacık olduklarını ifade eden Özer şöyle devam etti:

"Gar Katliamı anmasına katılmayı vicdani bir mesuliyet olarak görüyorum, hatta kendimce yurttaşlık görevi olmalı. Bu ülkenin başkentinde 103 yurttaş bombalarla katledildi; sorumluların bulunmasını istek etmek insani bir görevdir. Bu insani görevi yerine getirmeyi, insanların ekmeğiyle oynamanın gerekçesi gerçekleştirmek iste tek kelimeyle vicdansızlık."

'Mitingi Kürtçe sundum diye soruşturma başlatıldı'

23 yıllık öğretmen olan Mehmet Ada ise, Diyarbakır'da sendikanın düzenlediği bir mitingde Kürtçe sunuculuk yaptığı için gözaltına alındığını ve bu nedenle ihraç edildiğini öne sürdü.

Mehmet Ada: 'Mitingi Kürtçe sundum diye soruşturma açıldı'

"Bir mitingde sunuculuk yaptık, birimiz Kürtçe diğerimiz Türkçe programı sunduk. Metin aynıydı ama ben Kürtçe metni okudum diye hakkımda soruşturma başlatıldı, Kürtçe konuşan öğretmenlere karşı bir tutumun olduğuna inanıyoruz" dedi.

Yaşanılanları büyük bir adaletsizlik olarak niteleyen Mehmet Ada "Yanlışa dur dediğimiz için bugün buradayız. Maruz kaldığımız haksızlığa karşısında öğrencilerimizden, velilerden fazla takviye görüyoruz. Yaşadığımız şeyler büyük bir haksızlık ama bu yanlışlığın düzeleceğine inanıyoruz" diye devam etti.

Ezgi Çelik de, yaşanan son ihraçlarda suç unsuru oluşturacak kanıtların olmadığına inanıyor.

"Eğer kabahat unsuru olsaydı, hakkımızda dava açılırdı, lakin açılmadı, savcılık 'Terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olduklarını düşünüyoruz' ibaresini koyduğu için yönetimle ilgili soruşturma geçirdik. Bu yönetimsel soruşturma üç ayaklı geçti, müfettişler geldi, sonra yazılı, son olarak de sözlü savunma yaptık lakin netice böyle oldu. Biz döneceğimizde inanıyoruz, çünkü haklıyız."

Diyarbakır öğretmenler

'Devlet kurumlarındaki yönetimsizliğin boşluğunu bürokratların keyfi tutumu ile doldurmaya çalışıyorlar'

21 takvim edebiyat öğretmeni Saliha Engebeli ise meselenin kaynağında 'devletin bütün kurumlarında yönetimsizliğin bıraktığı bir haylazlık olduğunu' savunuyor.

''Bu boşluğu bürokrasizm ve bürokratların keyfi tutumlarıyla doldurmaya çalışıyorlar. Bürokratların ideolojik geçmişi, ön yargıları, kişisel kanaatleri kaderinizi belirliyor."

Saliha hoca, memurların işten çıkarılmasını gerektiren hallerin 657 sayılı kanunda çok net olduğunu fakat 35. Maddenin çerçevesinin çok belirsiz olduğunun altını çizdi.

''İrtibat ve iltisak diyor, çerçevesi emin olmayan bir şey ve adamakıllı maksat okuma. 35. Madde, 657 sayılı Kanunu da işlevsiz bırakan bir madde ve sürecin en ağır tarafı da bu. Kurumlardaki bu keyfiyet bütün ülkeyi, tüm demokratik kesimleri çok zora sokuyor, tüm toplum reflekslerini iğdiş eden bir keyfiyet var."

Diyarbakır öğretmenler

OHAL döneminde göreve iade edilenlerin oranı

OHAL döneminde kamudan ihraç edilen Halk Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi memur ve işçilerin sayısı 4 bin 272.

Bugüne değin dosyası incelenen 1999 KESK üyesinin içinden göreve iade edilenlerin sayısı 808 iken, 1119'unun başvurusu reddedilmiş durumda.

İncelemesi devamlı KESK üyelerine ait dosyaların sayısı ise 2 bin 273.

Eğitim Sen üyesi olup ihraç edildikten daha sonra iade edilenlerin oranı yüzde 56,0.

Sağlık Emekçileri Sendikası üyesi ihraç edilen ve göreve iade edilenlerin oranı ise yüzde 59,3.

Göreve iade edilen Büro Emekçileri Sendikası üyelerinin oranı ise yüzde 52,3.

KESK'e bağlı kamu görevlilerinin iade oranının en düşük olduğu sendika ise belediye çalışanlarının üyesi olduğu Bütün Bel-Sen. OHAL'den sonra görevi iade edilen belediye çalışanlarının oranı sadece yüzde 18,8.

Haber Geniş bir şekilde Haberin detayları ve bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde anlık güncellenecektir. Kars Haber Yerel Kategorileri de mevcuttur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum